Kayıtlar

Esrarlı Hayat

  Ben Warwick Kontu’nun en küçük kızı ile evleneceğim. Onun babasını ve eski kocasını öldürttüğüm Sanki buna bir engel mi olacak? The Life and Death of King Richard 1592, Shakespeare   Üçüncü Richard’ın iktidarının temel özelliği şeytani olmasıdır. Gücünü boyun eğen kadınlara ve canını aldığı çocuklara borçludur. Egemenliğinin zirvesinde bile umutsuzluk içindedir; topal olduğu için kimse onu beğenmez, kurnaz olduğu için tepki çeker. Tarihsel gaddarlıklar, ahlaki ve fiziksel çirkinliklerinin farkında olan zorbalarca yapılmıştır. Elizabeth döneminin dehşet ikliminde Shakespeare eserlerinde cinayetleri ve zalimliği sergiler. Fırsat kollayan zalimlerin imkânsız hayallerinin sahnelenmesi için “iktidarın boş tacını” gözler önüne serer. Krallığın yükü insanı deliliğe sürükler. Egemenin ruhunun derinliklerinde yalan ve ikiyüzlülük yeşerir. İktidar ne kadar temelsizse ondan vazgeçmek o kadar zordur. Lear gibi evlattan minnet yahut Atinalı Timon gibi yurttaşlardan alkış be...

Kitap Teknolojisi

  Rönesans çağında matbaa kitabın kitlelere ulaşmasını sağlarken insan belleğinde kalıcı bir değişikliğe yol açmıştır. Yeniçağda artık zihin bir kütüphane olma özelliğini yitirir. Kitap mekânda ve zamanda yeni bir boyutun kapılarını aralamış, zamanı dairesel olarak algılayan, uzayı katmanlarla tarif eden eski düşünceyi dönüştürmüştür. Artık özellikle Batı dünyasında zaman çizgisel olarak algılanır, mekân ise bütünleştirici, birleştirici bir işlev kazanır. Kitap teknolojisi matbaa zamanında coşkuyla karşılanmadı. Yeni teknoloji el yazması üreten zanaatkârlara bir tehdit oluşturuyordu. Bilgeler birbirinin benzeri, yeknesak harflerden oluşan ciltleri insan ruhunun derinliklerini yansıtamayacak kurulukta buluyor, el yazısının sıcaklığını tercih ediyorlardı. Üstelik kitap teknolojisi başlangıçta oldukça pahalıydı, üniversite öğrencilerinin tümü bu yeniliğe ulaşamıyor, kitap zenginle fakiri ayırt eden bir simgeye dönüşüyordu. Bu ayrımın yanı sıra üstadın sözlerini duymak için bir araya...

Kutsal Manzume

  Dante tüm günahların bağışlandığı 1300 yılında gönlünün gördüğü bir düşe dalar. Vergilius’un önderliğinde öteki dünyanın yolunu tutar. Cehennem yolculuğunun ardından Araf’a ve güzel Beatrice eşliğinde Cennet’e ulaşır.”Dolce stil nouvo”(yeni tatlı uslüp) akımına katılan şair yaşamının tek arzusu Beatrice Portinari’nin ölümünden etkilenerek tensellik dışı bir aşkı kutsal bir yolculukla yeni yaşamına(Vita Nuovo) merkez edinmiştir. İlahi Komedya, cehennemin çemberlerinden cennetin bahçesine uzanan bir yolculuğu anlatır. Dev bir huni biçimindeki Cehennem Lucifer’in düşmesiyle oluşmuş dipsiz bir kuyudur. Çemberin en dışında Kudüs yer alır, en içte ise tanrısal ışıktan en uzaktaki Dünya’nın merkezi bulunur. Günah ormanında kaybolan Dante’nin yardımına rehber Vergilius koşar. Şaire cehennem katlarına inmesi için yardımcı olur. Bu dipsiz kuyunun en başında korkaklar vardır, vaftiz olmayan çocuklar, lüks içinde yaşayanlar, açgözlüler, cimriler, sapkınlar, katiller, intihar edenler, k...

Kahraman Şövalye

     Feodalitede üç sınıf bulunuyordu: ruhbanlar(orotores), çalışanlar(laboratores), savaşanlar(bellatores).   Bunların üstünde yer alan soylular ve derebeyleri hiyerarşinin ayrı bir basamağında toplumların kaderine yön veren kişilerdi. Şövalyeler kahramanlaştırılan savaşçılardı, din adamlarını ve çalışanları korumayı kendilerine görev bildiler. Tehlikeli yolculuklarda hep bir arayış içindedirler. Kurtuluşu, gerçeği ya da sevgiliyi arasalar da sanki aynı yoldan geçen trajik bir kaderi paylaşırlar. Feodal toplum onca farklılığın ve şehir devletlerinin içinde bir birlik arayışını idealize eder. Bunu sağlayabilecek yegâne savaşçı da şövalyeler arasından çıkacaktır. Bütün şövalyelerin kahramanı Kral Arthur bir direnişin simgesidir. Kelt efsanelerinin cisimleştiği ve Anglosakson istilasına karşı duran yürekli bir lider. Hıristiyan kültürünün etkisiyle 12 şövalyenin toplandığı yuvarlak masanın başında oturur. Ataları Truvalı sayılmıştır. Devasa Stonehenge’le babası ve ...

Tanrı ile Doğa Arasında

  Avrupa uygarlığında belli figürler rol modeller haline gelir, anlatıları biçimlendirir ve bireyin çelişkili serüvenini ortaya koyar. Antikçağ’dan bu yana Avrupalı kahraman dış dünyayı fethe yönelir, yeniliklerle karşılaşır, inancını sorgular ve sonunda yazgısına teslim olur. Bulunduğu yeri fark etmek Tanrılara ilk kurbanı Prometheus sunmuştur, Zeus’u kandırmasının bedelini ise ağır öder. İnsanlığa medeniyetin simgesi ateşi hediye etmesi de tanrıları kızdırır. Sürgüne yollanır ve ağır bir cezaya çarptırılır. Kafkas Dağı’ndaki bir kayaya zincirlenen Promete’nin karaciğerini bir kartal yer, ciğeri tazelendikçe cezası da devam edecektir. Promete kimilerince insanlığın yaratıcısıdır, kimine göre ise İsa’nın asi öncülü. Romantizm çağında iyiliksever bir şeytan olarak görülür. Kafka ve Camus onu bireyin yalnızlığının sembolü olarak tanımlar. Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus), insanlığa özgürlüğün yolunu da çizer: “Zeus tahtından inmedikçe benim işkencelerim sona ...

Güneşi Arayış

  Şiir Çin edebiyatının can damarıdır. Çalışma sırasında söylenen şiirden yöneticilere düzelen methiyelere şiir hep vardır. Diğer sanatlar da şiirden ayrı düşünülemez. Müzik için yazılan sözler temel ritimleri belirler, hat sanatının etkisiyle sözcükler duyguların birer resmine dönüşür. Çin coğrafyasında iki dünya görüşü egemen olmuştur: insanın özünü ve davranış biçimlerini tanımlayan Konfüsyüsçülük ve bireyin varlığının değerini savunan Taoizm. Budizm başka bir coğrafyadan doğa duyarlılığını Çinlilerin günlük yaşamına sokar. Çin efsaneleri şiirin gücünü yansıtır, görev sorumluluğu insanların bile bile ölüme gitmelerini sağlar. Sabahyıldızı Batı Gölü sahilinde yaşayan çiftçi Liu Çun ve dokumacı karısı Hui Niang ilkel insanların tasviridir. Çalışma onların yeryüzündeki tek görevleridir. Bir sabah güneş siyah bulutların arkasında kaybolur. Fırtınanın ardından gökyüzündeki yerinde bir daha görülmez. Yaşamın kaynağı ortadan kaybolduğunda şeytanlar, hayaletler meydana doluşur. ...

Gezgin Bir Prens

  Hindistan alt kıtası sonsuz farklılıkları birleştiren bir coğrafyadır. Etnik grupların ve dillerin ucu bucağı yok gibi gözükür. Sık sık çatışan bu grupların yanı sıra toplumsal örgütlenme keskin sınırlarla belirlenmiş bir kast yapısıyla oluşur. Sıradan bir kahramanın bu öyküde yükselme ve yeni bir kimliğe bürünme şansı hiç yok gibidir. Kahraman kurtuluşu mutlak bir varlığa inanmakta bulur. Kendi kast sistemi içerisinde, ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalarak o varlıkla bütünleşmesi için bir gayret gösterir(dharma). Eylemlerinin sonuçları(karma) onun kaderini belirleyecektir. Nihai kurtuluşu(moksa) dünyadan elini eteğini çekmekle mümkün olur. Tanrı Ramayana Rama Kosala Krallığının prensiydi, çocuk yaşta bir iblisi yok etti, tıpkı Odysseia gibi kimsenin kuramadığı bir yayı kurup prenses Sita’nın kocası oldu. Onun başarıları sarayda kem gözlerle izleniyordu. Babası Rama’nın elinden krallık hakkını alıp başka bir eşinden olan oğlu Bharata’yı kendine halef seçti. Rama yurdu...