Esrarlı Hayat
Ben Warwick Kontu’nun en küçük kızı ile evleneceğim.
Onun babasını ve eski kocasını
öldürttüğüm
Sanki buna bir engel mi olacak?
The Life and Death of King Richard
1592, Shakespeare
Üçüncü
Richard’ın iktidarının temel özelliği şeytani olmasıdır. Gücünü boyun eğen
kadınlara ve canını aldığı çocuklara borçludur. Egemenliğinin zirvesinde bile
umutsuzluk içindedir; topal olduğu için kimse onu beğenmez, kurnaz olduğu için
tepki çeker. Tarihsel gaddarlıklar, ahlaki ve fiziksel çirkinliklerinin
farkında olan zorbalarca yapılmıştır. Elizabeth döneminin dehşet ikliminde
Shakespeare eserlerinde cinayetleri ve zalimliği sergiler. Fırsat kollayan
zalimlerin imkânsız hayallerinin sahnelenmesi için “iktidarın boş tacını”
gözler önüne serer.
Krallığın yükü insanı deliliğe sürükler. Egemenin ruhunun derinliklerinde yalan ve ikiyüzlülük yeşerir. İktidar ne kadar temelsizse ondan vazgeçmek o kadar zordur. Lear gibi evlattan minnet yahut Atinalı Timon gibi yurttaşlardan alkış beklemek deliliği daha da depreştirir. Hükümdarlık onu elinde tutanı veya ele geçirmeye can atanı, köpeklerin karşısında bir direğe bağlanmış ayı gibi zincire vurur(Macbeth).
Babasının
ölümüyle yurduna dönen Hamlet’in ruh dünyası karışıktır, çaresizlik içinde
kıvranır ve ölümü düşler:
”Bu çok çok güçlü beden eriyip gidecek...”
Babasının
hayaleti katilin kimliğini açıklayınca acılı evlat intikamı düşler, ancak yeni
kralın suçunu ispat etmesi gerekir:
“Hançerlerden bahsedeceğim… Ama hiçbiri kullanılmayacak.”
Hamlet’in
iç dünyası dış görünüşüyle çelişir. Tüm içtenlikli duygularının ardında zeki ve
ihtiyatlıdır:
“Ben deliyim, ama yalnız rüzgâr kuzeybatıdan estiği zaman; güneyden esti mi rüzgâr şahini atmacadan ayırt etmesini bilirim.”
Hamlet
sonunda intikamını alacağı anı ele geçirir, kralı dizlerinin üstünde dua
ederken bulur. Clauduis’u o anda öldürse katilin ruhunun kurtulacağını bilir.
Bekler ve o ruhun tekrar lanetli ve kirli olduğu zamanı kollar.
Hamlet’in
iç ve dış dünyasındaki savaşlar sona erdiğinde bilgelik zihnini sarar,
olgunluğu artık barışçıldır:
“Geriye
kalan sessizliktir.”
Cilveli Âşık
Mutlu aşklar vardır, ama sıradan aşka yer yoktur. Aşk aslında bir tuzaktır.
İki kişi birbirinden hoşlanır, yavaş yavaş aşk sözcükleri fısıldanır, tutku yok olur, aşk başka birine yönelir ve baştaki hale geri dönülür. Sheapeare’de sevgi ve nefret durmadan yer ve durum değiştirir. Kadınlarla erkekler savaşırlar, gönül dili aklın diliyle çelişir.
Aşka sırt dönmek mümkün değildir. Love’s Labour’s Lost’da Navarra kralı üç arkadaşıyla birlikte sevgi orucuna başlar. Üç nedimesiyle gelen Fransa prensesini görünce kahramanların hepsi yeminlerini bozar. Kılık değiştirseler de birbirlerini tanırlar; aşk onları rezil etmiştir.
Reddedilen aşkın tek çaresi ise yeniden âşık olmaktır. Saçmalık, yalan ve maskaralık devam eder.
Romeo ve Juliet’te kadın saf, mutlak aşkın kurallarını değiştirir. Trajedi ve ölüm bu aşk öyküsüne bir kader gibi baştan yazılmıştır. Aşkın kuralları saray yaşantısının ve görkemli sözlerin bütün engellerini aşar.
Teslimiyet aşkta gönüllüdür. Antonius her şeyini sevdiği kadının ellerine, Kleopatra’ya bırakır.
İktidar
gibi aşk da başkalaşım geçiren bir süreçtir. Kuşkuyu içinde barındırır. Othello
ihanetinin pençesinde kıvranır:
“Beni
neden seviyor? Belki de sadece şanım için…”
“Beni neden artık sevmiyor? Zenci ya da kaba saba biri olduğum için…”
Othello’nun kişiliği parçalanmıştır. Katil olması nedensiz değildir, kırılan parçalarını onarmak için kendisini silik bir yansımaya dönüştüren hayale saldırır.
İnsan hayalse yaşam da düştür.
Hamlet gerçeği bulmak için gizeme bel bağlar, deliymiş gibi davranır. Cinayet anını sahneleyerek başkalarının yansıması haline getirir. Gerçek ortaya çıkar ama suçlular ve kurbanlar sürüklenerek hayatlarını kaybeder.
Yaşamak sadece başkalarının bedeninde ve sözcüklerinde mümkündür. Bütün yanılsamaların yaratıcısı öykü ise belki tek gerçektir.
“Biz rüyaların yapıldığı kumaştanız.”
Yorumlar
Yorum Gönder