Kayıtlar

Eylül, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kahraman Şövalye

     Feodalitede üç sınıf bulunuyordu: ruhbanlar(orotores), çalışanlar(laboratores), savaşanlar(bellatores).   Bunların üstünde yer alan soylular ve derebeyleri hiyerarşinin ayrı bir basamağında toplumların kaderine yön veren kişilerdi. Şövalyeler kahramanlaştırılan savaşçılardı, din adamlarını ve çalışanları korumayı kendilerine görev bildiler. Tehlikeli yolculuklarda hep bir arayış içindedirler. Kurtuluşu, gerçeği ya da sevgiliyi arasalar da sanki aynı yoldan geçen trajik bir kaderi paylaşırlar. Feodal toplum onca farklılığın ve şehir devletlerinin içinde bir birlik arayışını idealize eder. Bunu sağlayabilecek yegâne savaşçı da şövalyeler arasından çıkacaktır. Bütün şövalyelerin kahramanı Kral Arthur bir direnişin simgesidir. Kelt efsanelerinin cisimleştiği ve Anglosakson istilasına karşı duran yürekli bir lider. Hıristiyan kültürünün etkisiyle 12 şövalyenin toplandığı yuvarlak masanın başında oturur. Ataları Truvalı sayılmıştır. Devasa Stonehenge’le babası ve ...

Tanrı ile Doğa Arasında

  Avrupa uygarlığında belli figürler rol modeller haline gelir, anlatıları biçimlendirir ve bireyin çelişkili serüvenini ortaya koyar. Antikçağ’dan bu yana Avrupalı kahraman dış dünyayı fethe yönelir, yeniliklerle karşılaşır, inancını sorgular ve sonunda yazgısına teslim olur. Bulunduğu yeri fark etmek Tanrılara ilk kurbanı Prometheus sunmuştur, Zeus’u kandırmasının bedelini ise ağır öder. İnsanlığa medeniyetin simgesi ateşi hediye etmesi de tanrıları kızdırır. Sürgüne yollanır ve ağır bir cezaya çarptırılır. Kafkas Dağı’ndaki bir kayaya zincirlenen Promete’nin karaciğerini bir kartal yer, ciğeri tazelendikçe cezası da devam edecektir. Promete kimilerince insanlığın yaratıcısıdır, kimine göre ise İsa’nın asi öncülü. Romantizm çağında iyiliksever bir şeytan olarak görülür. Kafka ve Camus onu bireyin yalnızlığının sembolü olarak tanımlar. Prometheus Desmotes (zincire vurulmuş Prometheus), insanlığa özgürlüğün yolunu da çizer: “Zeus tahtından inmedikçe benim işkencelerim sona ...

Güneşi Arayış

  Şiir Çin edebiyatının can damarıdır. Çalışma sırasında söylenen şiirden yöneticilere düzelen methiyelere şiir hep vardır. Diğer sanatlar da şiirden ayrı düşünülemez. Müzik için yazılan sözler temel ritimleri belirler, hat sanatının etkisiyle sözcükler duyguların birer resmine dönüşür. Çin coğrafyasında iki dünya görüşü egemen olmuştur: insanın özünü ve davranış biçimlerini tanımlayan Konfüsyüsçülük ve bireyin varlığının değerini savunan Taoizm. Budizm başka bir coğrafyadan doğa duyarlılığını Çinlilerin günlük yaşamına sokar. Çin efsaneleri şiirin gücünü yansıtır, görev sorumluluğu insanların bile bile ölüme gitmelerini sağlar. Sabahyıldızı Batı Gölü sahilinde yaşayan çiftçi Liu Çun ve dokumacı karısı Hui Niang ilkel insanların tasviridir. Çalışma onların yeryüzündeki tek görevleridir. Bir sabah güneş siyah bulutların arkasında kaybolur. Fırtınanın ardından gökyüzündeki yerinde bir daha görülmez. Yaşamın kaynağı ortadan kaybolduğunda şeytanlar, hayaletler meydana doluşur. ...

Gezgin Bir Prens

  Hindistan alt kıtası sonsuz farklılıkları birleştiren bir coğrafyadır. Etnik grupların ve dillerin ucu bucağı yok gibi gözükür. Sık sık çatışan bu grupların yanı sıra toplumsal örgütlenme keskin sınırlarla belirlenmiş bir kast yapısıyla oluşur. Sıradan bir kahramanın bu öyküde yükselme ve yeni bir kimliğe bürünme şansı hiç yok gibidir. Kahraman kurtuluşu mutlak bir varlığa inanmakta bulur. Kendi kast sistemi içerisinde, ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalarak o varlıkla bütünleşmesi için bir gayret gösterir(dharma). Eylemlerinin sonuçları(karma) onun kaderini belirleyecektir. Nihai kurtuluşu(moksa) dünyadan elini eteğini çekmekle mümkün olur. Tanrı Ramayana Rama Kosala Krallığının prensiydi, çocuk yaşta bir iblisi yok etti, tıpkı Odysseia gibi kimsenin kuramadığı bir yayı kurup prenses Sita’nın kocası oldu. Onun başarıları sarayda kem gözlerle izleniyordu. Babası Rama’nın elinden krallık hakkını alıp başka bir eşinden olan oğlu Bharata’yı kendine halef seçti. Rama yurdu...