Kitap Teknolojisi
Rönesans çağında matbaa kitabın kitlelere ulaşmasını sağlarken insan belleğinde kalıcı bir değişikliğe yol açmıştır. Yeniçağda artık zihin bir kütüphane olma özelliğini yitirir. Kitap mekânda ve zamanda yeni bir boyutun kapılarını aralamış, zamanı dairesel olarak algılayan, uzayı katmanlarla tarif eden eski düşünceyi dönüştürmüştür. Artık özellikle Batı dünyasında zaman çizgisel olarak algılanır, mekân ise bütünleştirici, birleştirici bir işlev kazanır.
Kitap teknolojisi matbaa zamanında coşkuyla karşılanmadı. Yeni teknoloji el yazması üreten zanaatkârlara bir tehdit oluşturuyordu. Bilgeler birbirinin benzeri, yeknesak harflerden oluşan ciltleri insan ruhunun derinliklerini yansıtamayacak kurulukta buluyor, el yazısının sıcaklığını tercih ediyorlardı. Üstelik kitap teknolojisi başlangıçta oldukça pahalıydı, üniversite öğrencilerinin tümü bu yeniliğe ulaşamıyor, kitap zenginle fakiri ayırt eden bir simgeye dönüşüyordu. Bu ayrımın yanı sıra üstadın sözlerini duymak için bir araya gelen öğrenciler artık kitapların başında tek başlarına, sessizlik içinde bilgi edinmeye başlamıştı. Bu dolaylı öğrenme biçimi ustaların işlevlerini köreltmeye başlamıştı.
Nadir eserlerden çok satanlara
Kitap teknolojisinin ilk günlerinde eserler yüksek maliyetten ziyade sınırlı siparişlerin etkisiyle az basılmıştır. 1469’da Çiçero’nun Mektupları Venedik’te ancak 100 baskı yapabilir. Baskı sayısındaki gelişme beklenenden yavaş oldu. Balzac ve Hugo’nun eserlerinin ilk baskıları 2000’i aşamamıştı. Kitabın kitleselleşmesi ABD’de başladı, Tom Amca’nın Kulübesi 1852’de bir milyonu aşan ilk kitap oldu. Kitabı Mukaddes, Marks’ın, Stalin’in eserleri çok satanlar listelerine girdi. Mao’nun Küçük Kızıl Kitabı ise Kültür Devrimi sırasında iki milyar baskı rakamına ulaştı.
Kitap teknolojisi kitleselleşirken, el yazması da farklı bir ilgi alanında değer kazandı. Ünlü yazarların notları, ilk taslakları, kişisel el emekleri yazıları koleksiyon avcılarının merakını çekiyordu.
Mutlak Kitap mitosu
Kitap
mitosu en saf halini Mallerme’de bulur. Yazar tek ve mutlak bir kitabın düşüyle
yaşamaktadır. Bu kitap bir kütüphanenin bütün bilgilerini kapsayacak, yazılmış
bütün kitapların bir özeti olacak ve bütün dilleri kapsayacaktır. Günümüzden
evrenin başlangıcına doğru çıkılacak yolculukta bütün yaşanmışlıkları
içerecektir.
Rönesans’ın söylemin ve gerçekliğin birliğine duyduğu inanç bugün artık zedelenmiştir. Kitap bu birlik inancına vurulan bir darbedir aslında. Bilgeyle öğrenci arasındaki dolaysız iletişimi tamamen yok eden, her okumada farklı anlamların bulunmasını sağlayan bir yalnızlığı körükleyen, diğerleri ile iletişimin önünü kesen bir teknoloji.
Kitap özlemi ve kitapseverlik ancak modern çağda yeni teknolojilerin bulunuşuyla üretilmiştir. Makineler çağında insan teknolojinin soğuk yüzüne direnmek ister.
Oysa
“Mutlak kitap” imgesi çoktan zihinlerden
silinip gitmeye başlamıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder